23 Kasım 2009 Pazartesi

Son gossipler


Hmm son duyumlar,
Vogue Türkiye dergisi genel yayın yönetmeni, Seda Domaniç ile birlikte Ece Sükan'da moda editörü olma yolundaymış, ayrıca Time-Out eski gyy de orada.. Şu aralar hummalı bir çalışma içinde formatlarını hazırlıyorlar gece gündüz, 2010 ilk baharında raflarda beklediğimiz dergi sabırsızlıkla bekleniyor.
Bir de bir editör ve stajer daha aranıyor....
2010 konser rehberinde kimlerin olduğunu duysanız, ağzınız açık kalır, ancak maalesef buradan açıklayamam ancak hem Rockn Coke hem de Purple'ın yapacağı festivallerde sahneye çıkacaklar mükemmeeel.. Sabırsızlıkla bekliyorum.YUppi...
Black Lips üyeleri İstanbul'u çok sevdi, dün de rakı gecesine çıkılmış, kendilerini çok seviyoruz. Ve yine bekliyoruz...!!!
Galata taraflarının sevilen mekanı Building'te ise 25 Kasım Çarşamba gecesi %80'e varan indirimler var, uğramalı alışveriş yapılmalı.
Next Stoplar, Kadıköy'ün yeni mekanı 6:45'e gidilmeli..
Public'te yemek yenilmeli..
Pink Martini konserine giriş bulunmalı,
Bayram tatilinde Londra'ya gidenlerden istenecekler listesi yapılmalı,
Chagall sergisi gezilmeli,
Cihangir'in yeni mekanı Depo'da çalışmaya başlayan Deniz'e uğramalı...

47. hafta izlenimleri.

20 Kasım Perşembe,
Neredeyse her hafta sonu kapısından geçtiğim ancak pahalı diye hiç oturmadığım Tepebaşı'ndaki Thai restaurantı ÇokÇok'a bu sefer Başak hanım sayesinde gidebildim, ancak yine de daha yemeklerinden tadamadım:( Başakcığım saolsun, şaraplar biralar geldi gitti, Balans'taki Manga konseri öncesi. MTV Avrupa Müzik ödüllerini kazanmışlar bir gidip izleyelim bunu kutlamak için adlı konsept için gidilen mekan Balans. Alt kat ve üst kattaki işletme farkından alt katta alınan içkiler üst kata sokulmuyor, kötü bir mekan işletmeciliği!!.. Manga konseri güzel, Aylin Aslım'ın ayağına küt diye basmam ayrı tabi.
21 Kasım Cuma,
Mesai nedeniyle arkadaşımın doğum gününü kaçırdım! Neyse ama gece Ara Cafe'de tatlı başladı, Babylon'da artık konserler çok erken! Ebony Bones sadece 20 dakika izleyebildim, ancak kostümler olsun sahne performansı olsun muhteşemdi! Bonibon gibi kıyafetlerinden şeker tadında müzikler, ancak kadın hasta olmasına rağmen sahnede nasıl öyle dans etti hala aklım almıyor! Otto klasik kalabalık, Kiki'de ise "bebeler geldi" denildi. O kadar mı küçüğüm!!
22 Kasım Cumartesi,
Life is beautiful!!! Sabah Çukurcuma kahvesinde kahvaltı, Zep'le Eminönüne yürüyüş, akşam yine Zep'te evinde buluşma, sonra haber geliyor, kapıya isimler yazıldı yuppi!! Sis nedeniyle iptal olması beklenen Black Lips konserine gidiyoruz!! Sahnede muhteşemdiler, Ian günümü gün ettin.. Konser sonrası, P.D Sinan'ın evinde parti, bütün grup üyeleri dışında 30 kişi daha teşrif etti. Gece boyunca müzik, film, içkisepeti.com'dan içkiler, rakılar....
23 Kasım Pazar,
Sabah uyandığımız görüntüyü kimsenin görmek istemez, her yerde bira, sigara, yemek artıkları... Zar zor uyuyabildiğimiz gece ertesinde, cuppa'da nefis bir kahvaltı. Akşam ise Vapiano'da makarna!!

10 Temmuz 2009 Cuma

Trailers


IFC son zamanların en iyi 50 trailer'ını seçmiş.


9 Temmuz 2009 Perşembe

smv rulaz!


Stanley clarke, Marcus miller ve Victor Wooten üçlüsü mükemmel bir performans çıkardılar.. Açıkhava'daki tek konser olmasından mıdır, yoksa Marcus amcanın Türk insanı tarafından çok sevilmesinden midir bilinmez, dün akşam olağanüstü kalabalık bir topluluk ile birlikte inanılmaz bir konser izledi seyirciler. Bas çalabilenler çalabiliyorum diyorsa ayıp olur dedirtecek kadar iyiydi. Gecenin en güzel yanlarından biri ise Michael Jackson'ı anmalarıydı, hem konser sırasında farklı parçalara jam yaparlarken birbiri ardına kendi yorumlarıyla çaldılar MJ şarkılarını, bir de bis teki " Beat it" beklenmeyecek kadar muhteşem bir perfomans ile gönlümüze taht kurdu.

Stanley Clarke ise kontrbası ile aşk yaşadı bize de yaşattı, Marcus Miller ise bas klarineti ile hiç beklemediğim bir şov ortaya koydu. Üçlünün yanı sıra klavyeci ve bateristlerin önünde de saygı ile eğiliyorum.

26 Haziran 2009 Cuma

R.I.P


Serviste bir kadın var Muteber hanım, Atatürkçü, durmadan cumhuriyetin elden gittiğinden bahseden sabah sabah insanlar uyumak isterken bır bır konuşan ve her şeyden şikayet eden. Ama haklı olduğu yönleri de olmuyor değil..Sadece biraz uyku istiyorum. Sabah yine klasik bindi, ilk magazin haberlerini ondan öğrenmiş olduk.

- Arkadaşlar, Michael Jackson ölmüş..

Servis zaten sessizken bir anda insanların iç sessizliği eklendi buna,

- Hadi yaa nasıl olmuş ki?

İçim benim bir anda cız etti derler yaa daha kötü oldum. Sonuçta Michael Jackson pop müziğine damgasını vurdu müziğiyle veya dansıyla olsun. Pedoluktan tutunda yaptırdığı estetik operasyonlar olsun, küçük yaşta toplum tarafından yükselen değerlere çıkarıldığı için psikolojik dengesiz bir insana dönüşüvermesinden tutun..

Daha iki dakika geçmeden..

- Aaaa. Farah Fawcett'de ölmüş. Hani şu Charlie'nin Melekleri'nde oynayan..

İkinci bir sessizlik ve iç geçiriş.. Sabah sabah bu kadar da fazla ölüm haberi verilmezki kardeşim.

Alıştık biz sabah internetten gazetede okuduğumuz 3. sayfa haberlerine ve Dünya'da giden kötü gidişata..

Bir yandan Nick Hornby'dan "How to be good" u okurken dün bir yandan çevremi gözlemliyordum..

İlk gözlem, sahilde koşudan gelirken anne-çocukla karşılaştım. Çocuk ağlıyordu, düşmüştü ve annesini suçluyordu. Ne kadar kolay diye düşündüm kendi sorumluluğumuz alanındakileri başkasına yükleyerek bundan kurtulmak.. Sonra aynısı Cnbc-e de izlediğim Two and a half men'de de görünce dedim ben de yapıyorum çoğunlukla da anneme karşı..Üzücü..

İkinci gözlem.. Oliver Stone'un "W." izlerken edindim. Amerika'nın yönetim şeklinden nefret ediyorum, George Bush'tan da artık o kadar nefret etmiyorum aslında adam yazık kukla ama salaklıkları da yok değil tabi..Daha ne kadar petrol zengini olmak istiyorlarki.. Saçma..Daha nerelere girecekler? Saçma.. Daha ne kadar insan katledilecek..Delice.. Ama sadece artık George Bush'u daha iyi okuyabilirim. Daha önceden hayatına hiç bakmamıştım.. Bu hale ve bu karakter yapısının nasıl oluştuğunu anlayabilmiş değildim...

Dünyayı daha iyi bir yer yapmak isteyen kimse yok mu???

18 Haziran 2009 Perşembe


Yine bir festival dönemi yine rehberlik.. güzel günler.. Pazartesi Kodo'yu izledim tek kelime ile muhteşemdi, kendi ırkımdan olduklarından değil sadece ritmik duyguları gelişmişti. Akın sağolsun beni soktu içeriye ve mutlu huzurlu bir şekilde çıktık.. O nasıl çalıştır öyle ki yaşlı adam bile son yarım saatini sürekli davulun karşısında geçirdi. Bizim ağzımı açık kaldı tabii.. Çıkışta bindiğim dolmuşta karşılaştığım insan senden özür dilerim evet hatırlamıyorum insanları çünkü sadece bir kelime konuştuğum insanları hatırlamak zorunda olduğumu hissetmiyorum ama dolmuştaki sohbet hoştu, onun için de teşekkür ederim.

Salı evet Casey'leydik ehe derken Fisherspooner ile yani.. Otto'da yemek, votka gelincik.. sonra dansçılarıyle Casey geldi, hoş sohbet muhabbet, yemekler leziz denildi. Hiç bir yerde böyle güzel yemek yok denildi. Sanat camiasının saçmalıklarıyla birlikte yaratıcılık ve sahne performansları konuşuldu. Evet pazar günki konseri kaçırdım ama bütün incelikleriyle dinledim..yaşamış gibi oldum..

Çarşamba; arkaoda ve Moda sahil. Bu aralar en çok gittiğim yerlerden birisi oldu, çok yakın arkadaşım taşınınca tabii Arslanparçam benim.. hep yanımda ol...

Hafta sonu One Love a hazırım:) cumartesi kaçırdığım partileri düşünmek bile istemiyorum:(

9 Haziran 2009 Salı

Life is Beautiful. Kana??


Adıma açılan gruba teşekkürlerimi iletmek istiyorum buradan... Ama bir konuya açıklık getirmek istiyorum. Evet gezmeyi seviyorum,arkadaşlarımla vakit geçirmeyi, içmeyi, yemeyi, yeri geldiğinde dedikodu yapmayı,arkadaşlarımın evlilik tekliflerinde yanlarında olmayı,beni sevdiklerini ve benimde onları sevdiklerini bilmeyi,asmalımesciti, caddebostan sahili,arkadaşlarımın partylerine hep attending olmayı,en kötü günlerinde bile büyük küçük eş dost farketmeden yanlarında olmayı... Ancak üzüldüğüm bir konu var sadece o da her arkadaşıma zaman ayıraramamak ve herkesi mutlu etmeye çalışmama rağmen bazen mutlu edememek. Hiç bir arkadaşımı sınırlamam sevmemde eğer öyle bir şey de yapıyorsam direk söylenmesi taraftarıyım. Ben mutluyum çevremde? Acaba? büyük bir daire içinde bir boşluk mu yoksa? İstanbul benim şehrim mi? Buraya mı aidim? Aidiyetlik kurumuna başvurup bana cevabımı net vermesini istiyorum. Bir de aylık Susan Miller var tabi.. Onsuz napardık bilmiyoruz.(Kızlar adına konuştum)